Salgın Döneminde Veri Görselleştir(me)me

Veriyi Görmek

John Berger; “Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir” der. Berger bu görüşünü Görme Biçimleri adlı kitapta daha çok bir sanat eserine bakmak ve onu görmek ile ilgili olarak detaylandırsa da hayatın her alanında görmenin bir anlam arayışı olduğunun altını çizer:

“Ne var ki başka bir anlamda da görme sözcüklerden önce gelmiştir. Bizi çevreleyen dünyada kendi yerimizi görerek buluruz. Bu dünyayı sözcüklerle anlatırız ama sözcükler dünyayla çevrelenmiş olmamızı hiçbir zaman değiştiremez. Gördüklerimiz ile bildiklerimiz arasındaki ilişki asla durulmaz. Her akşam güneşin batışını görürüz. Dünyanın güneşe arkasını dönmekte olduğunu biliriz.”

Söz konusu veri olduğunda da görmek, okuyucu için bilmekten önce gelmektedir. Okuyucu veriyi ancak gördükten sonra bilebilir. Bu anlamda veri görselleştirmesi, bir nevi ham veri ile okuyucu arasında bir araç görevini üstlenmektedir. Veri gazetecisinin bir görevi de bu aracı; okuyucuya en kolay ve basit yoldan ulaştırmaktır. Veriler okuyucuya ulaştıktan sonra ise, okuyucunun bunu anlamlandırma süreci başlar. Görselleştirme bu durumda kritik bir öneme sahiptir: “Verinin girift (çapraşık) yapısını başka türlü içselleştirilemeyeceğimiz bir şekilde ortaya koyabilmemizi sağlayan öncü cephemizdir. Görselleştirme sayesinde önceden tahmin edilebilir etkileri sorgulayabilir edilemeyenleri ise keşfederiz.”

Verinin görülmesi, bilinmesi ve anlamlandırılması farklı sorulara kapı aralar. Veri artık görülür ve bilinir durumdadır: Okuyucu ya da bu veri görselinin yaratıcısı, artık bu bilgiyi etkin bir şekilde nasıl kullanacağına odaklanır. Bu odaklanma analiz sürecini beraberinde getirir. Analizin doğru bir şekilde işlemesi için en az veri kalitesinin iyi olması kadar görselleştirmenin de iyi olması gerekmektedir. Yanlış bir görselleştirme okuyucuyu, durum hakkında yanlış bir çıkarıma dolayısıyla yanlış bir analize sürükler. 

Ham veride anlamlandıramadığımız ilişkiler görselleştirmeler sayesinde daha hızlı ve kolay algılanacaktır. Görsel bir veri hikayesi yaratırken temel amaç her zaman verinin daha kolay anlaşılması ve yorumlanmasıdır.

Veri görselleştirmesinde uygun renk paletleri kullanma ve dikkati veriye yoğunlaştırmak için gereksiz sembollerden, ek grafiklerden kaçınmak gibi temel kurallar bulunmaktadır. Ancak verinin görülmesinde etkili olan çok önemli bir kural daha vardır: Doğru görselleştirme aracını kullanmak. Güvenilir ve teyit edilebilir veriler, doğru görselleştirmeleri; doğru görselleştirmeler ise doğru stratejileri beraberinde getirmektedir.

Veri Görselleştirmenin COVID-19 ile İmtihanı

Türkiye’nin koronavirüs verileri her gün Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli olarak paylaşılıyor. Haber bültenlerinde ise vaka sayıları Sağlık Bakanlığı’nın paylaştığı şekilde karşımıza çıkıyor. 

Kaynak: https://covid19.saglik.gov.tr/

Ancak günbegün paylaşılan veriler salgınla ilgili verileri doğru anlamlandırmamıza yardımcı oluyor mu? İşte bu soru tartışmalı. Koronavirüs sebebiyle yapılan testlerin, saptanan vakaların, ölümlerin ve hatta iyileşen hastaların sayısı her geçen gün artıyor. Ancak artış hızı geometrik olarak ilerlediğinden bir önceki gün ile yapılan kıyaslamada durumun ciddiyeti tam olarak anlaşılmıyor olabilir. 

Örneğin; yalnızca rakamlardan oluşan bir görsel; bize yeni vaka sayısının, günlük yapılan test sayısına oranını vermediği gibi, toplam ölüm sayısının toplam hasta sayısına oranını da göstermiyor. Yine aynı şekilde düzenli bir şekilde artan vaka ve ölüm sayılarının artış hızının yavaş seyretmesi artışın olmadığı anlamına gelmiyor. Dolayısıyla pandemi gibi doğru bilginin her şeyden önce geldiği durumlarda verilerin şeffaf, veri görselleştirmelerinin ise doğru ve anlaşılabilir olması oldukça önemli. 

Sağlık Bakanlığı’nın koronavirüs takip sayfasında vakalarla ilgili verilere dair interaktif bir grafik de bulunmakta. Ancak bu görselleştirmede vaka sayılarının ölüm sayıları ile bir arada veriliyor olması ölüm sayılarındaki artıştan çok vaka sayısındaki artışa odaklanmamıza, böylece ölüm oranındaki değişimleri gözden kaçırmamıza sebep olmakta. Her geçen gün artış gösteren ölüm sayılarını bu grafik üzerinden okumaya kalktığımızda, ilk günkü oranlarla neredeyse aynı gibi görünmekte. Oysaki resmi olarak ilk vakanın görüldüğü 11 Mart tarihinden bu yana geçen sürede 1296 kişi koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetmiş durumda. 

Kaynak: https://covid19.saglik.gov.tr/

Bunlara ek olarak, ilk vakanın tespit edildiği günden bugüne kadar geçen sürede yalnızca günlük veriler ile haber yapmak yanlış anlaşılmalara sebep olabilir. Vakalardaki artış hızının azalması, vaka sayısının azalması anlamına gelmediğinden Türkiye’ye ilişkin tabloyu günlük yerine haftalık ve ilerleyen zamanlarda da aylık olarak görselleştirmek daha doğru çıkarımların yapılmasına ve daha doğru önlemlerin alınmasına olanak sağlayabilir. Günden güne paylaşılan verilerde artışlar logaritmik olmadığı sürece izleyicilerin ve okuyucuların bunu kolayca anlamaları çok olanaklı görünmüyor. Dolayısıyla vaka verilerine ilişkin kolay anlaşılamayan görseller haberlerde yer almaya devam ettikçe, haber bültenlerinde bir sonraki haberin “halkın durumun ciddiyetini bir türlü anlayamadığı” üzerine olması kaçınılmaz bir hal alıyor.

COVID-19 Verilerini Nasıl Görselleştirmeliyiz ya da Görselleştirmeli miyiz?

Aslında durumun çözümü oldukça basit: Doğru bir veri görselleştirmesi. Doğru veri görselleştirmesi; insanların evde kalması ve/veya sosyal mesafeyi koruması için uygun bir çözüm yolu yaratmada etkili olacaktır. Vaka verilerini gösteren grafiklerdeki keskin artışlar, insanların durumun ciddiyetinin farkına varmasının hızını artıracaktır.

Ancak söz konusu bir pandemi olunca önemli bir durumun altını çizmek gerekli: Bazen bir görselleştirme olmaması yanlış bir görselleştirme olmasından iyidir. Will Chase koronavirüs ile ilgili neden veri görselleştirmesi yapmadığını anlattığı yazısında “İnsanlara alışılmadık derecede yüksek ve yanıltıcı biçimde veya yanlış bir mesaj veren görselleştirmeler; dünyaya gerçekten zarar verebileceği gibi tehlikeli bir senaryo da yaratır” diyor. Özellikle kaç kişinin enfekte olduğunun bilinemediği gibi varsayımsal durumlarda oluşturulan görselleştirmeler yanlış politikalara dolayısıyla da korkutucu senaryolarla yüzleşmemize sebep olabilir. 

COVID-19 ile ilgili küresel çapta ses getiren görselleştirmelerden biri Harry Stevens tarafından yapıldı. Bu görselleştirmenin başlıca amacı; ağların nasıl etkileşime girdiğini ve büyümenin üstel doğasını göstermekti, hastalığı tahmin etmek değildi. Bu görselleştirme hastalığın ne olduğunu göstermekten çok nasıl yayılabileceğini gösteren bir simülasyon üzerinden ilerledi ve insanları sosyal mesafe kavramıyla tanıştırdı. Virüsün olası etkilerine dair görselleştirmeler bu anlamda varsayımsal olduğunun altı çizildiği takdirde doğrudan hastalık verileriyle yapılan görselleştirmelerden daha faydalı görünüyor.

Yapılan en büyük yanlışlardan biri de koronavirüs ile ilgili küresel bazlı karşılaştırmalarda sayılara odaklanılması. Çünkü sayı bazlı yapılan görselleştirme ile enfekte hasta ve/veya ölüm sayılarının nüfusa oranlandığı görselleştirmeler birbirinden çok farklı olacaktır. Bu bağlamda ülke bazlı görselleştirmeler yapılırken sayılardan çok oranlara odaklanılmalıdır. Ayrıca en çok yaşlı nüfusu etkilediği söylenilen virüsün yaşlı nüfus yoğunluğunun fazla olduğu ülkelerle az olduğu ülkelerin karşılaştırılması da hatalı bir çıkarıma sebep olacaktır. Dolayısıyla görselleştirmelerin; hastalıkla ilgili sağlıklı veri olmamasından, yaşlı nüfus yoğunluğuna ve hatta sağlık hizmetlerine erişime kadar birçok değişkenin dikkate alınarak yapılması en doğru sonucu verecektir. Bu bağlamda COVID-19 verilerinin görselleştirilmesinin uzmanlardan oluşan ve çok titiz çalışan bir ekip işi olduğu sürece tam anlamıyla güvenilir olacağı söylenilebilir.

Ancak küçük veri setleriyle çalışılıp, küçük hikayelere odaklanıldığı ve hastalıktan korunmak için açıklayıcı görseller üretildiği sürece COVID-19 ile ilgili faydalı ve etkili görselleştirmeler üretmek mümkündür.

Örneğin küresel bazda görselleştirmelerdense ülke bazında görselleştirmeler yapılması daha doğru bir çıkarım yapmakta yardımcı olabilir. VOYD, bununla ilgili olarak Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan verileri günlük olarak güncellediği bir çalışma yaptı: Türkiye Koronavirüs Takip Sayfası. Bu sayfada koronavirüs vaka sayısı, vefat sayısı ve iyileşme sayıları kümülatif olarak yer alıyor. 

Kaynak: https://veribulteni.voyd.org.tr/koronavirus-takip/

Bu grafiklerdeki dramatik artışlar hem iyileşen hem de enfekte olan ve hayatını kaybeden hastalar için geçerli. Ancak habercilik anlamında burada odaklanılması gereken nokta iyileşmelerdeki artıştan çok, vaka ve ölüm sayılarındaki artış olmalı. Çünkü böyle durumlarda çizilen iyimser tablolar belki de en tehlikeli olanlardır. Çünkü pandemi gibi durumlarda iyimser davranmak rehavete sebep olabilir. Durumun ciddiyetinin insanlar tarafından anlaşılması, daha ciddi yaptırım kararlarının alınmasında ve dolayısıyla hastalığın yayılmasında önleyici bir etken olabilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

Web sitenizi WordPress.com' da kurun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: